<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0"><channel><atom:link rel="hub" href="http://tumblr.superfeedr.com/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"/><description>I L❤VE 90’S</description><title>Geç otur yerine</title><generator>Tumblr (3.0; @bodemay)</generator><link>http://sahinduran.org/</link><item><title>Sen şimdi bana hala "RENKLİ" mi diyorsun?</title><description>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="msg"&gt;&lt;span id="contextual"&gt;Doğduğumda siyahtım, &lt;br/&gt; Büyürken siyahtım, &lt;br/&gt; Güneşe çıktığımda siyahtım, &lt;br/&gt; Korkunca siyahtım, &lt;br/&gt; Hastayken siyahtım, &lt;br/&gt; Öldüğümde hala siyahım! &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Ve sen beyaz çocuk: &lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Doğduğunda pembesin, &lt;br/&gt; Büyürken beyazsın, &lt;br/&gt; Güneş&amp;#8217;e çıktığında kırmızı, &lt;br/&gt; Üşüdüğünde mor, &lt;br/&gt; Korktuğunda sarı&lt;span id="link38"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br/&gt; Hastayken yeşil, &lt;br/&gt; Öldüğünde de grisin! &lt;br/&gt; Sen şimdi bana hala &lt;br/&gt; &amp;#8220;RENKLİ&amp;#8221; mi diyorsun?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="msg"&gt;&lt;span id="contextual"&gt;&lt;img src="http://media.tumblr.com/tumblr_m4sdpt6ZrH1qajx5x.jpg"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/23995514716</link><guid>http://sahinduran.org/post/23995514716</guid><pubDate>Tue, 29 May 2012 16:37:46 +0300</pubDate><category>Sen şimdi bana hala RENKLİ mi diyorsun?</category><category>siyah çocuk</category></item><item><title>Hoppala paşam, Malkara Keşan!</title><description>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hoppala paşam, Malkara Keşan!&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Bir yazar, bir banka reklamında yer alıp, kitlesini kredi kartı kullanmaya, tüketime teşvik eder mi yavu?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;!-- more --&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;iframe frameborder="0" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/vEQ7Lp6I1X4" width="520"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;EDEBİYAT VE TİCARET&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; İnsanlık tarihi boyunca bazı kelimeler ve kavramlar pek yan yana gelmemiştir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &amp;#8221;Edebiyat ve ticaret&amp;#8221; de onlardandır işte.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Aslında bu yan yana gelememe hâli, derinden bir kavga hâlidir; ortada ciddi bir hayat anlayışı çatışması vardır çünkü.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Biri hayatı manaya çekerken, diğeri maddi menfaate çeker!&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Bu nedenle özellikle gerçek yazı sanatçıları, ticari menfaat alanlarında var olmamışlardır. Sanat, paraya karşıdır zira!&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt; SANATIN MİSYONUNDA TÜKETİME TEŞVİK ETMEK YOKTUR&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Onun misyonunda paranın yabancılaştırdığı (paraya yabancılaşmış) insanı uyarmak, hatta kurtarmak vardır!&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Kredi kartı kullanmaya, dolaysıyla tüketime teşvik etmek yoktur mesela.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Bu ontolojik bir durumdur aslında. Sanatçının varoluşu, diğer insanların varoluşundan farklıdır zira. Toplum, onları onurlandırırken, farklı bir yere koyar her zaman; hiçbir zaman sistemin bir parçası olarak görmek istemez.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Sanat, saygın bir üstyapı kurumudur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Aslında zirvededir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;EDEBİYATIN BU TOPLUMDA İTİBARI YOKTUR&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Lakin bilindiği gibi Türkiye&amp;#8217;nin bir edebiyat sorunu var; çok az kitap okunuyor, edebî değeri olan metinler de oldukça az çıkıyor ortaya. Bu aynı zamanda şunu gösterir ki, edebiyatın bu toplumda itibarı pek yoktur. Bu alanda verilen mücadelenin asıl amacı da, edebiyatı itibarlı bir hâle getirmekten başka bir şey değildir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; YAZARIN TİCARİ REKLAMDA YERALMASI KUSURLU DAVRANIŞTIR&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Elif Şafak&amp;#8217;ın bir reklam yıldızı olması, edebiyatın bu durumunu ne derecede etkiler acaba?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Bana göre, zaten itibar sorunu olan edebiyatımıza saygınlık açısından kusurlu bir davranıştır, bir yazarın ticari bir reklam filminde yer alması.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Edebiyat insana hakikati görme arzusu verir aslında.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;GERÇEK BİR YAZAR TÜKETİMİN SÖZCÜSÜ OLAMAZ&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Hakikatin içinde yer alanlardan biri de, insanı içine almış olan sistemdir; şu anda kapitalizmin körükleyip durduğu tüketimdir. Hiçbir gerçek yazar tüketimin sözcüsü olamaz, olmamalıdır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Reklam da zaten bir tür zihin kontrolü aracıdır; insanın ihtiyacı olmayan&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;ürünleri aldırmaya, hizmetleri edinmeye yönelik bir tür beyin yıkama ve koşullandırma mekanizmasıdır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Bugüne kadar dünyada kaç edebiyatçı; romancı, hikâye yazarı ya da şair, ticari bir reklam filminde yer almıştır acaba?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Bir edebiyatçı, kendi sektörüyle ilgili, örneğin insanların okuma alışkanlıklarını arttırmak için düzenlenmiş bir kampanyada yer alabilir; kendi kitabının tanıtımında sözcülük yapabilir belki, ya da kamu yararına herhangi bir kampanyada görünebilir; ama düpedüz ticaret adına yapılan, kapitalizmin daha çok kâr etmesi için planlanmış bir ticari reklam projesi içinde hangi bağlamda ve ne için yer alabilir ki?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt; YAZARIN İMAJINI KREDİ KARTIYLA DESTEKLEMESİ NE KADAR YAKIŞIK ALIR?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir banka ile bir havayolu şirketinin ortak ürünü olan bir kredi kartının reklam filminde, ünlü bir roman yazarının, kendi edebî yolculuğundan yola çıkarak, imajıyla bankanın kredi kartını desteklemesi ne kadar yakışık alır?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Elif Şafak, Garanti Bankası&amp;#8217;yla THY&amp;#8217;nin ortak kredi kartı Miles&amp;amp;Smiles&amp;#8217;ın sözcüsü olmuş: &amp;#8220;Yazmaya sekiz yaşında başladım. Annemin bana hediye ettiği deniz mavisi bir defterle. Hep sevdim hayal kurmayı, kelimelerle uzaklara seyahat etmeyi. Doğu Batı, insan ayrımı yapmaksızın edebiyat hudutları aşar, tüm dünyadan okurlarla buluşur; hem Türkçe hem İngilizce roman yazabiliriz dedim. İnanmadılar, yüksekten uçtuğumu söylediler, &amp;#8221; diyor, Londra&amp;#8217;da.. orada burada bir film yıldızı edasıyla salınırken. Ve dış ses ekliyor: &amp;#8220;Elif Şafak, yüksekten uçanlar kulübünün bir üyesi. Alışverişlerinde Miles&amp;amp;Smiles kredi kartını kullanıyor, hiç kimsenin uçamadığı kadar uçuyor. Miles&amp;amp;Smiles kredi kardı. Sadece Garanti&amp;#8217;den.&amp;#8221;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; İnanması güç görünüyor.. ama –görmediyseniz de– göreceksiniz nasıl olsa yakında Elif Şafak&amp;#8217;lı Garanti Bankası reklamını.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;SEZEN AKSU HİÇBİR REKLAMDA GÖRÜLMEMİŞTİR&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Popüler kültürün idolü Sezen Aksu (aynı sektörde çalışan bir sürü insan, önünü ardını düşünmeden reklam kampanyalarında var olup, paralar kazanırken), bugüne kadar hiç bir reklam filminde görünmemiştir. Görünmediği gibi sesini de vermemiştir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Bunu yapsaydı, kendisine gelen reklam kampanyalarını geri çevirmeseydi, bugün Türkiye&amp;#8217;nin en zengin starları arasında olurdu, hiç kuşku yok.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Anladığım kadarıyla, Elif Şafak, medyatik ünlülerle ahbaplık etmeyi seviyor; tanıyorsa, ya da ulaşabilirse, Sezen Aksu&amp;#8217;ya bir sorsun bakalım, neden reklam kampanyalarından uzak durmuş bugüne kadar (35 yıl).&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Alacağı cevaplar ufkunu açabilir belki.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Goethe, &amp;#8220;Dünyadan kurtulmanın sanattan daha iyi bir yolu yoktur&amp;#8221; diyor. Lakin yazarlar kredi kartı reklamlarında yer alırsa, dünyadan kurtarmak bir yana, tam tersine, insanı dünyaya, sisteme daha çok bağlarlar!&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; Capito?&lt;/p&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/23607392312</link><guid>http://sahinduran.org/post/23607392312</guid><pubDate>Wed, 23 May 2012 16:33:00 +0300</pubDate><category>Elif şafak</category><category>garanti elif şafak reklamı</category><category>yazar ve tüketim</category></item><item><title> Bob Marley ile Dog Marley arasındaki şaşırtıcı benzerlik..</title><description>&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_m47i3h66ja1qb58l6o1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt; Bob Marley&lt;/strong&gt; ile&lt;strong&gt; Dog Marley&lt;/strong&gt; arasındaki şaşırtıcı benzerlik..&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/23280299891</link><guid>http://sahinduran.org/post/23280299891</guid><pubDate>Fri, 18 May 2012 09:59:41 +0300</pubDate></item><item><title>Sevilir ki bu..</title><description>&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_m3tanrqUgJ1qb58l6o1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sevilir ki bu..&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/22780271288</link><guid>http://sahinduran.org/post/22780271288</guid><pubDate>Thu, 10 May 2012 17:52:39 +0300</pubDate></item><item><title>Gerçek bir hikaye..</title><description>&lt;p&gt;200 metrede altın ve bronz madalya kazanan Amerikalı iki siyah atletin, Tommie Smith ve John Carlos’un siyah deri eldivenli yumrukları havada, başları önde posteri yıllarca hayal dünyamızı ve asıl oda duvarlarımızı süslemişti.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; İtiraf ediyorum ki, Aynur Çağlı’nın o muhteşem haberini okuyana kadar aynı karede önde duran, gümüş madalyalı Avustralyalı beyaz atlete hiç dikkat etmemişim. Adı Peter Norman imiş&amp;#8230;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; İşte bu atlet 2006 yılında öldü. Haberin ve konunun tekrar gündeme gelmesinin sebebi budur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Gelelim hikayeye&amp;#8230;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Mexico City’de 200 metre finali koşulmuş. Amerikalı (siyah) atletler Tommie Smith ile John Carlos birinci ve üçüncü gelirken, ikinciliği Avustralyalı (beyaz) Peter Norman kazanmış.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Madalya töreni için bekledikleri sırada, Carlos, Peter Norman’ın yanına gelerek sormuş:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt; - İnsan haklarına inanıyor musun?&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt; - Evet, inanıyorum.&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt; - Peki ya Tanrı’ya?&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt; - Bütün kalbimle&amp;#8230;&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Bunun üzerine, iki siyah atlet kafalarındaki eylem planını açıklamışlar, Norman tereddütsüz katılmış:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; - Ben eyleminizi destekleyeceğim, bana ne yapmam gerektiğini söyleyin!&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; İlk defa, o günler için müthiş bir provokasyon hatta devrim sayılacak bir eylem planlıyor iki genç adam: Amerika’daki ırk ayrımcılığını ve siyahlara reva görülen fakirliği ve ikinci sınıf vatandaşlığı protesto edecekler&amp;#8230; Ama nasıl?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Fikir Norman’dan geliyor: bir çift siyah deri eldiven buluyorlar, sağ tekini Tommie, sol tekini John eline geçiriyor; fakirliği sembolize etmek için çıplak ayakla kürsüye çıkıyorlar, başları kederle öne eğik, sıkılı yumruklarını havaya kaldırıyorlar. Önlerinde duran beyaz atlet Peter Norman da, dayanışmasını göstermek için kalbinin üstüne ‘İnsan Hakları İçin Olimpiyat Projesi Hareketi’nin kokartını iğneliyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Amerikan milli marşı çalarken plan icra ediliyor ve eylem koyuluyor.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Ve tabii (hatırlıyorum) dünya birbirine giriyor. Amerika ayağa kalkıyor. Olimpiyatlar bile gölgede kalıyor, dünya gazeteleri yumrukları havada siyah atletlerin fotoğrafını birinci sayfadan veriyor&amp;#8230;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Amerikan Olimpiyat Komitesi iki siyahın spor kariyerini o saniye bitiriyor. Eylem amacına ulaşmış, Amerika’daki zenci azınlığın durumu dünya gündemine girmiştir. Smith ve Carlos spor hayatlarını (ve buna bağlı olarak geleceklerini) feda etmişler ama dünya tarihine geçmişlerdir. Dünyadaki yüz milyonlarca ezilmiş siyahın ilahı haline gelmişlerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Peki ya Avustralyalı beyaz Peter Norman?&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Meslektaşım Aynur’un anlattığına göre, Norman’ın da hayatı kararmış.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Tommie Smith diyor ki:&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; “Peter, bir beyazdı. O günlerde siyahların haklarını savunma cesareti gösteren, onurlu ve belkemiği sahibi beyaz çok azdı. Peter, Avustralya’ya döndüğünde kimse yüzüne bakmadığı gibi, herkes tarafından yargılandı. Onun da atletizm kariyeri bitti, spor çevrelerinden dışlandı. Tehditler, işsizlik ve tecrit nedeniyle öyle sıkıntılı günler yaşadık ki, üçümüzün de ilk evliliği sona erdi.”&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Avustralya Devleti Norman’ı ölene kadar affetmemiş ama&amp;#8230; Norman intikamını mezara götürmüş: 1968 Olimpiyatları finalinde ikinci olurken kırdığı 200 metre Avusturalya rekoru hâlâ, 38 yıl sonra kırılamamış.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Ölene kadar süren ‘eylem kardeşliği’&amp;#8230;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; İki amerikalı ve bir Avustralyalı ‘lanetli’ atletin o gün başlayan ‘eylem kardeşliği’ ve dostlukları ömür boyu sürmüş. Aradan geçen 38 yıl boyunca, yazışmışlar, buluşmuşlar, görüşmüşler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Ta, 2006 yılında, Peter Norman evinin bahçesinde kalp krizi geçirip 64 yaşında ölene kadar.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Ve şimdi, fotoğrafın sağına tekrar bakın&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Melbourne’de yapılan cenaze töreni. ‘Onurlu beyaz atlet’ Peter Norman’ın tabutu, Tommie Smith (solda) ve John Carlos’un omuzlarında&amp;#8230;&amp;#8230;&lt;img src="http://media.tumblr.com/tumblr_m3qxfod9Ek1qajx5x.jpg"/&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/22707279165</link><guid>http://sahinduran.org/post/22707279165</guid><pubDate>Wed, 09 May 2012 11:10:00 +0300</pubDate><category>olimpiyat</category><category>Tommie Smith ve John Carlos</category><category>Peter Norman</category><category>Amerikalı (siyah) atletler</category></item><item><title>İslam sevgi dini mi?</title><description>&lt;p&gt;&amp;#8220;islam sevgi dinidir&amp;#8221; şeklinde bir ifade herhangi bir hadiste veya ayette geçmez. Çünkü islam sevgi dini değildir. islam&amp;#8217;ın özü kayıtsız şartsız bir sevginin üzerine de inşa edilmemiştir. Zaten islam&amp;#8217;ın özü de ne olduğu üzerine tartışılıp karar verilmesi gereken bir muamma değildir; gayet açıktır: islam&amp;#8217;ın özü tevhiddir. Ve bu öz müslümanın sevgi konusundaki tavrını da belirler. Müslüman kişi kuran&amp;#8217;da çizilen sınırlar içinde Allah&amp;#8217;ı ve onun yarattıklarını sever; ve bunlara karşı tavrını Allah&amp;#8217;ın sevgisini gözetecek biçimde belirler. Onun dışında &amp;#8220;her şeyi ama her şeyi ne olursa olsun sevmek&amp;#8221; gibi bir sorumluluğu, amacı, ölçüsü yoktur. İlla ki özetlemek gerekirse &amp;#8220;Allah&amp;#8217;ın sev dediğini sevmek, sevdiklerini sevmek, sevmediklerini sevmemek&amp;#8221; müslümanın sevgi konusundaki tutumunu özetler.&lt;/p&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/21774577064</link><guid>http://sahinduran.org/post/21774577064</guid><pubDate>Wed, 25 Apr 2012 11:43:49 +0300</pubDate><category>İslam sevgi dini mi?</category></item><item><title>Angut nedir? Kime denir?</title><description>&lt;p&gt;          Herkesin (&lt;em&gt;haksız bir şekilde&lt;/em&gt;) kullandığı bir ifadedir &amp;#8220;&lt;strong&gt;Angut&lt;/strong&gt;&amp;#8221;. Birisi bir salaklık yapınca, bir laftan anlamayınca, böyle boş boş bakınca hemen &amp;#8220;Angut&amp;#8217;musun&amp;#8221; der günümüzün insanı.. . &lt;br/&gt;         Angut&amp;#8217;un aslında bir kuş olduğunu bilmeyen bir ton &amp;#8220;&lt;strong&gt;Angut!&lt;/strong&gt;&amp;#8221; var ülkemizde.. Angut kuşu&amp;#8217;nun eşi öldüğü zaman (&lt;em&gt;yanına o anda başka bir yırtıcı hayvan veya bir insan gelse dahi&lt;/em&gt;) gözlerini bir dakika bile eşinin ölüsünün üstünden ayırmadan o da ölene kadar onun baş ucunda bekler&amp;#8230; İşte bu canlının yaptığı en büyük&amp;#8221;&lt;strong&gt;Angut&lt;/strong&gt;&amp;#8220;luk budur.. Ayrıca bu olay bütün Angut kuşları için geçerlidir, arada bir görülen birşey değildir.. &lt;br/&gt;           Çok ürkek bir hayvan olmalarına rağmen eşinin ölüsünün başında bekleyen Angut kuşuna elini uzatsanız dahi oradan kaçmaz.. Hani derler ya &amp;#8220;Angut gibi bakmasana lan&amp;#8221;.. keşke herkes Angut gibi bakabilse değer verdiklerine.. Bundan sonra bazılarına &amp;#8220;Angut&amp;#8221; demeden önce bir kere daha düşünün..&lt;br/&gt;Bir gün bir kuştan ders alacaksın demiş olsalardı inanmazdın, ama artık inanabilirsin..&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img src="http://media.tumblr.com/tumblr_m2xk9zDJpS1qajx5x.jpg"/&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/21642298736</link><guid>http://sahinduran.org/post/21642298736</guid><pubDate>Mon, 23 Apr 2012 14:42:01 +0300</pubDate></item><item><title>Hayatı 3 kelimeyle anlattım..</title><description>&lt;p&gt;        Eğer hayatı 3 kelimeyle anlatmamı isteyecek olsalardı. &lt;strong&gt;Seçimler, Bedeller&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;ve&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;Sonuçlar&lt;/strong&gt; derdim. Sonuçta hayatta herşeyimiz seçim. Bir başka deyişle tercih. Aslına bakarsak seçmememizde bir seçimdir. Ve tüm bu seçimlerin bir bedeli vardır. Ama az, ama çok. Ve bazen bir şeyi seçersiniz, karşılığında bir çok şey kaybedersiniz. Kırmızıyı seçtiğinde maviden, maviyi seçtiğinde beyazdan vazgeçeriz..&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Hepsine sahip olabilme isteği. Hepsine sahip olamayacağımız gerçeği..&lt;br/&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;       Her seçim karşılığında bir bedel öderiz. Kimi zaman sadece bir göz yaşı ve kimi zaman ömrümüzden bir parça. Ama yaptığımız her seçimin karşılığında bedel ödemek zorunluluğumuz var.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;         Ve sonuçlar. Bazen seçimlerimizin nekadar isabetli olduğunu, bazen çıkmaz sokak olduğunu ve bazen yapılmış en büyük hata olduğu geçeğini öğreniriz. Sonuçlar önemlidir. Çünkü seçimlerimiz sonuçları elde etme isteğimizden ortaya çıkarlar.. &lt;br/&gt;Ve bir şey daha var.. &lt;br/&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ve bazen ne yaparsan yap, sonucu değiştiremezsin..&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;img src="http://media.tumblr.com/tumblr_m2xbkrCNSb1qajx5x.jpg"/&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/21638482180</link><guid>http://sahinduran.org/post/21638482180</guid><pubDate>Mon, 23 Apr 2012 11:33:00 +0300</pubDate><category>Hayatı 3 kelimeyle anlattım..</category></item><item><title>#BeniPolistenKimKoruyacak</title><description>&lt;p&gt;Bir dönem Aziz Nesin&amp;#8217;e yönelik tehditler artınca, oturduğu apartmanın önüne bir polis memuru yerleştirmişler ve Aziz Nesin&amp;#8217;i korumaya almışlar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Derken, birkaç gün sonra Aziz Nesin apartmandan çıkarken polise sormuş:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&amp;#8220;&lt;strong&gt;Neden bekliyorsun burada.&lt;/strong&gt;&amp;#8221;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Polis de: &lt;em&gt;&amp;#8220;&lt;strong&gt;Şu yan apartmanda Aziz Nesin diye yaşlı bir adam var; onu korumak icin bekliyorum.&lt;/strong&gt;&amp;#8221;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu olaydan sonra devletten hiçbir zaman koruma istememiş.&lt;/p&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/19952072525</link><guid>http://sahinduran.org/post/19952072525</guid><pubDate>Mon, 26 Mar 2012 16:27:14 +0300</pubDate><category>BeniPolistenKimKoruyacak</category></item><item><title>Photo</title><description>&lt;img src="http://24.media.tumblr.com/tumblr_m0tdtavGcK1qb58l6o1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/19229013922</link><guid>http://sahinduran.org/post/19229013922</guid><pubDate>Tue, 13 Mar 2012 10:19:58 +0200</pubDate><category>Ve biz renkli kıyafetleri sadece basit bir espri sanmıştık</category></item><item><title>Bu yalan dünyada kıymet vermeğe değer iki hece vardır: Ka-dın.</title><description>&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_m0gsi2tlqg1qb58l6o1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bu yalan dünyada kıymet vermeğe değer iki hece vardır: Ka-dın.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/18845329001</link><guid>http://sahinduran.org/post/18845329001</guid><pubDate>Tue, 06 Mar 2012 15:08:26 +0200</pubDate><category>8 mart</category><category>dünya kadınlar günü</category><category>kadına şiddet</category></item><item><title>Love..</title><description>&lt;iframe width="400" height="225" src="http://www.youtube.com/embed/PTdzCAGH3lU?wmode=transparent&amp;autohide=1&amp;egm=0&amp;hd=1&amp;iv_load_policy=3&amp;modestbranding=1&amp;rel=0&amp;showinfo=0&amp;showsearch=0" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Love..&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/18375150769</link><guid>http://sahinduran.org/post/18375150769</guid><pubDate>Mon, 27 Feb 2012 12:52:26 +0200</pubDate><category>Love..</category></item><item><title>Video</title><description>&lt;iframe src="http://player.vimeo.com/video/35335367?title=0&amp;byline=0&amp;portrait=0" width="400" height="225" frameborder="0"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/16401707418</link><guid>http://sahinduran.org/post/16401707418</guid><pubDate>Tue, 24 Jan 2012 11:32:49 +0200</pubDate><category>Sen geçerken sahilden teoman</category></item><item><title>Mutluluk paylaştıkça çoğalmaz..</title><description>&lt;p&gt;           Mutlusun, hayat süper gidiyor, işlerin yolunda, sevgilinle aran süper. Zaman zaman bu haberleri sevdiklerimize, arkadaşlarımıza, dostlarımıza paylaşırız. İşte bu noktada hatanın en büyüğünü yaparız. Neymiş efendim mutluluk paylaştıkça çoğalır mış. &lt;strong&gt;Nah&lt;/strong&gt; çoğalır. Azalarak yok olur. Herkes mutlu olmak istiyor, herkes işlerinin yolunda gitmesini istiyor. Onlar senin çok yakınların olabilir, çok sevdiklerin de olabilir. Senin her zaman iyliğini istemiş olduklarını düşünebilirsin. Ama yanılıyorsun. Herkes içten içe kıskanır, hatta haset eder, bunlar senin çok yakınların olabilir, dost bildiklerin olabilir, kısaca herkes olabilir. Hatta öyle ki kıskançlıklarından çatlarlar. &amp;#8221;&lt;strong&gt;-&lt;em&gt;Yaa ama nasıl olur o mutlu, süper gidiyor hayatı. Ya ben, boktan bir durumdayım.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&amp;#8221; İnsanların birinin mutlu olduğunu öğrendiklerinde onu ondan almak için elinden geleni yaparlar. Yok neymiş, paylaşınca çoğalırmış. Paylaşınca azalır arkadaş. Sevginizi paylaşırsınız, azalır, mutluluğunuzu paylaşırsınız azalır. Ben size bencil olun demiyorum. Mutluysanız mutluluğunuzunda sürmesini istiyorsanız, bunu paylaşmayın.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;           Kızlar özellikle, gösteriş budalaları sizi.. Kim nekadar mutlu &lt;strong&gt;takometre&lt;/strong&gt;yle ölçerler adeta. Birde rol kesenler yok mu, hiç gerçekçi değilsiniz kuzum. Mutluluk taklidiniz bile sıradan. Sahte kahkahalar, yapmacık konuşmalar. Gerçi bana bunlar hep itici gelmiştir. Ama mutluymuş gibi yapıp. Başkaların mutluluğunu deşifre edip onları çalmak istiyorsanız o başka tabi. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;           Gidersin bir bluz alırsın. Ayşe bak dersin. Ayşe bakar ama onun kendi üzerinde daha şık duracağını düşünür. Tabi sana şöyle der. &lt;strong&gt;&amp;#8221;&lt;em&gt;Canım çok yakışmış sana güle güle giy&lt;/em&gt;&amp;#8221;&lt;/strong&gt;. Birde tebessüm, tamamdır. İnanırsın, kankandır, kardeşindir yada herhangi biri.. Ne farkeder ki, onu senden alıcak olduktan sonra.. O bluzun başına birşey gelmeme gibi bir ihtimal yoktur arkadaş.. Keşke hayatta bukadar ucuz kurtulsak bazı şeylerden. Bazen okadar ucuz olmuyor. Sevgilinle aran süperdir. Mükemmeldir. Herşey tam olması gerektiği gibidir. Sakın birine bundan bahsetme. Soran olursada. Kemküm, idare ediyoruz falan gibi orta yollu cevaplar ver. Hatta kötüyüz falanda diyebilirsin. Ama &lt;strong&gt;iyiyiz&lt;/strong&gt;, hele ki &lt;strong&gt;süperiz&lt;/strong&gt; kesinlikle deme. Öz kardeşine bile. Yuhhh.. Öz kardeşimede mi? Tabi senin kardeşin insan değil mi. Onunda mutlu olmaya hakkı yok mu. Oda senin gibi mutlu olmak istemez mi? Sen çeneni tutma, herkese rekalam yap. Anlat, güzel olan herşey kısa sürsün. Sonra aynı türküyü söylersin, &lt;strong&gt;güzel olan herşey kısa sürer&lt;/strong&gt;.. Zaten alışkınız nede olsa mutsuzlukların dibimizden ayrılmamasına. Ben bir sandalye çektim sürekli oturuyor artık benimle.. İnsanlar iyi olan herşeyi almak isterler. Ellerinde olmayan şeyleri. Hatta olan şeyleri bile. O yüzdendir ki, komşunun bahçesindeki çimler hep daha yeşildir&amp;#8230;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;          &lt;strong&gt;Mutluluk paylaşınca çoğalmaz.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/16284418366</link><guid>http://sahinduran.org/post/16284418366</guid><pubDate>Sun, 22 Jan 2012 12:05:00 +0200</pubDate><category>Mutluluk paylaştıkça çoğalmaz..</category><category>02:02</category></item><item><title>Copy Paste Gençlik</title><description>&lt;p&gt;Hayatı ezbere yaşayanlar vardır. Kendi sözleri yoktur bu insanların. Hep başkalarını sözlerini söylerler, başkalarının yazdıklarını yazarlar.. Ve bir süre sonra başkalarının düşündüklerini düşünürler.. Evet o biri olmuştur, başka biri.. (Copy Paste Gençlik)&lt;/p&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/16063712382</link><guid>http://sahinduran.org/post/16063712382</guid><pubDate>Wed, 18 Jan 2012 17:44:27 +0200</pubDate><category>Copy Paste Gençlik</category></item><item><title>Bu şarkıya aşık oldum. Hep dinlemek istiyorum..</title><description>&lt;iframe width="400" height="225" src="http://www.youtube.com/embed/rYEDA3JcQqw?wmode=transparent&amp;autohide=1&amp;egm=0&amp;hd=1&amp;iv_load_policy=3&amp;modestbranding=1&amp;rel=0&amp;showinfo=0&amp;showsearch=0" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bu şarkıya aşık oldum. Hep dinlemek istiyorum..&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/15129279945</link><guid>http://sahinduran.org/post/15129279945</guid><pubDate>Sun, 01 Jan 2012 18:40:32 +0200</pubDate></item><item><title>Bambaşka</title><description>&lt;iframe width="400" height="225" src="http://www.youtube.com/embed/Cf0RhDIi9ck?wmode=transparent&amp;autohide=1&amp;egm=0&amp;hd=1&amp;iv_load_policy=3&amp;modestbranding=1&amp;rel=0&amp;showinfo=0&amp;showsearch=0" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bambaşka&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/14877731208</link><guid>http://sahinduran.org/post/14877731208</guid><pubDate>Tue, 27 Dec 2011 22:51:49 +0200</pubDate><category>Bambaşka</category></item><item><title>Photo</title><description>&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_lws6qxJFyi1qb58l6o1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/14781418770</link><guid>http://sahinduran.org/post/14781418770</guid><pubDate>Mon, 26 Dec 2011 00:35:21 +0200</pubDate></item><item><title>İşte burçların gerçek karakterleri..</title><description>&lt;p&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;KOÇ (21 Mart-20 Nisan) &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt; &lt;br/&gt; Sözünde duramayan, özgüveni olmayan, gıcık şahsiyet. Hayat boyu illa birileri onu iteleyecek. Var ya, bütün ev kuşları, ana kuzuları genelde bu burçtan çıkar. Bunun sevdası bile bir halta yaramaz. Genelde platonik takılır haspam. Yoktur ki cesaret denen şeyin zerresi bunda, gidip de söylesin. Hadi bir mucize oldu zar zor söyledi ve siz de bir halt edip buna uydunuz. Eğer uçarı, hayatla eğlenen, aşkta heyecan arayan bir kişi iseniz bittiniz kuzum siz. Duygusal takılır bu koçlar. Sıkıcı mı sıkıcıdır. Her an ahlanmaya meyillidir. Ona bir şeyi bin kere anlatın anlamaz. Bir de anladım havaları ve sonunda anlattığınız şeyin tam tersine yorumları yok mudur.Deli olursunuz. Soru sorup ne olduğunu anlamaya kapasitesi yetmez. Ama toplum tarafından sevilir. Niye, çünkü kendinden başka kimseye bir zararı yoktur. Öyle hileyi, yalanı becerecek zeka yoktur ki onda. Siz ona fıkra anlatın o gülsün, bir şey anlatın o dinlesin. Başka bir işe yaramaz. Kıskanç, gıcık ve sıkıcıdır.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt; BOĞA (21 Nisan-21 Mayıs) &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br/&gt;&lt;span&gt; &lt;br/&gt; Bunun var ya, insan beynini yormaktan başka bir şey yaptığı yoktur. Orda burda arkanızdan atar tutar. Hele de size karşı ilgisi var ve siz ona karşı kayıtsızsanız yandınız demektir. O zaman her şey beklenir bundan. Yerin dibine sokar sizi. Artık saçınızı başınızı mı yolarsınız, sinirden alkole mi başlarsınız, o sizin tercihiniz. Melek yüzlü şeytandır bu boğalar. İntikamcıdır. Hayatta pek bi halt olmazlar. Ailelerinin durumu iyi değilse vay hallerine. Her şeye löp diye konmak isterler. Çok param olsun, en güzel sevgili benim olsun, olsun, olsun, olsun&amp;#8230;. Kendini dünyanın merkezi sanır. Sizden çıkarı varsa sizden iyisi yoktur bunlar için. Genelde evde kalmışların burcudur. Ya evlenmezler, ya da geç evlenirler. Zaten kim ne yapsın bu uyuzları. Erkenden mezara sokar sizi. Bunun tek boğalığı burcunun ismidir. Aslında akreptir bu akrep.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt; İKİZLER (22 Mayıs-21 Haziran) &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br/&gt;&lt;span&gt; &lt;br/&gt; Dönek, iki yüzlü, karakter çorbası, tek başına tek bir işe bile yaramayan asalak. Tatlı dilli yılan. Bu var ya, bu, hayatı boyunca onu bunu sömürüp durur. Bol organizasyonlu, bol dedikodulu, fesat mı fesat, defolu tipin tekidir. &amp;#8220;Hadi arkadaşlar şunu yapalım&amp;#8230;&amp;#8221; &amp;#8220;Aaa ayıp ettin tabii ki gelirim&amp;#8230;.&amp;#8221; &amp;#8220;borcum olsun&amp;#8230; &amp;#8221; en çok yalanlarından bir kaçıdır. Çok iyi yalan söyler. Gevezedir de. Sır tutamaz. Boştur bunun ağzı. Ayaklı Gazete dedikleri türdendir. Gezsin, tozsun, eğlensin, o kadar. Öyle sıkıya mıkıya gelemez fazla. Laf olsun diye konuşur, evlenmek için evlenir, desinler diye yapar. Bir sözü diğerini tutmaz. Yanında kimse olmayınca da korkağın tekidir. Habire birilerinin , bir şeylerin arkasından konuşur. Onun arkasından konuşur, bunun peşinden konuşur. Ha babam konuşur. Güvenilmez tipin tekidir bu. Ama şeytan tüyü vardır bunlarda. Kendini affettirmeyi iyi becerir. Çabuk kandırır karşısındakini. En dikkat edilmesi gereken burç grubudur.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt; YENGEÇ (22 Haziran-23 Temmuz) &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Kendini akıllı sanan, saftoriğin biridir. Herşeye kolayca inanır. Gidenin ardından asırlarca yas tutar. Bir de bir gün herşeyin iyi olacağına ilişkin paranoyası yok mudur. Gel de çıldırma. Onu dış görünüşünden daha çok ilgilendiren bir şey yoktur bu dünyada. Birkaç iltifatta yelkenleri suya indiriverir hemen. Bencilin tekidir. Her şeyin en iyisini, en doğrusunu kendisinin bildiğini sanır. Sanki bu dünyaya yüce bir görev için gelmiş gibi davranır. En az bir koç kadar ana kuzusudur bu. Bir de hayat boyu yaslanacağı bir duvar olsun ister. Bir gün melek, bir gün şeytandır. Yani bir türlü çözemezsiniz onu. Sürekli gelgitlerde yaşar. Tehlikelidir. Insanı kolayca avucunun içine alır. Eğer nefretini kazanmışsanız dikkat. Böyle durumlarda öfkesi henüz tazeyken pek çevresinde durmayın. Çünkü o zaman yapmayacağı şey yoktur. İlişkilerinde zordur. Birini severse onu sanki malı gibi sahiplenir, ama gözü de sürekli dışarıdadır. Bu uyuzla dostluk neyse de, aşk asla. Çünkü kaprisleriyle sizi hayatınızdan bezdirir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt; ASLAN (24 Temmuz-23&amp;#160;Ağustos) &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Bu aslan var ya aslan. Bu komedi şey kendisinin gökten zembille indiğini sanır. Bu ıssız bir adaya düşse, yanında isteyeceği üç şeyden biri aynadır. Kendinde şeytan tüyü olduğunu düşünür. Sanki bu olmasa çevresindeki hiçbir şey düzgün gitmeyecek zanneder. Oysa en büyük yamuk kendisidir. Bunu bir odaya iki gün kapatın kesin ölür. Hele bir de odada ayna yoksa iki gün bile sürmez. Özgürlüğü asla vazgeçemeyeceği şeydir. Saftır aslında bu. Kuş kadar beyni olan bir insan bile bunu kolayca kandırabilir. Öyle ince detaylardan pek anlamaz. Bir yalan söylediğinde ya da gizli bir iş yaptığında kısa sürede kendini ele verir. Çünkü plan yapacak, yaptığı planı doşru düzgün uygulayacak, hadi diyelim uyguladı, saklayıp gizleyecek kadar potansiyel yoktur onda. Sakın bu aslan megolamanına nasıl göründüğünüze dair bir şey sormayın. Çünkü siz kendinizi ne kadar mükemmel hissederseniz hissedin, o olumsuz bir şey bulacaktır. Bu şahsiyetle kavga ettiğinizde, size saldıracağı ilk konu dış görünüşünüz olacaktır. Kilonuzdan tutun da, gözlerinizin şaşılığına, dudaklarınızın inceliğine kadar v.s ne varsa onu fazlasıyla ilgilendirir. Ruh sağlığınız açısından tehlikelidir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt; BAŞAK (24&amp;#160;Ağustos-23 Eylül)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Hemen hemen her şeye kolayca uyum sağlar. Çünkü başka türlü ortam yapamaz, çevre genişletemez. Sırf çevresindekiler eksilmesin diye kendi fikirlerini savunmaktan korkar. Zaten kim karşısında her söylediğine he diyen bir tip istemez ki. Bunun en sinir bozucu huyu, insanlarla konuşurken onların, rahatsız edecek kadar gözlerinin içine dik dik bakmasıdır. Genelde efendi takılır. Ama içten içe her türlü çılgınlığı yapmaya meyillidir. Şıpsevdidir, sessizdir, kuruntuludur ve genelde dalgındır. Sizinle konuşurken çoğunlukla kafasından başka şeyler geçer. Yaptığı iyilikleri en ufacık bir hatanızda her an başınıza kakabilir. Fazla alaturkadır. Ayrıca saplantılı tipin tekidir. Şıpsevdiliğine rağmen birine kafayı taktığı zaman karşısındakini bayana kadar zorlar. ilişkilerinde romantik olmaya çalışır. Ama bir süre sonra can sıkar. İçmeyi pek bilmez. Hele de morali bir şeye bozuksa ki, genelde bir şeye bozuktur, içmeye gidilecek en son kişidir. Hadi iyi niyetiniz size bir halt etti ve gittiniz, o zaman yanınızda onu bir nebze susturmak için bir bant bulundurun. Normalde pek konuşmayı ve diyalog kurmayı bilmeyen bu şahıslar, içtiklerinde yerdeki taşla bile konuşurlar. Onlar için yarın değil, bugün önemlidir. Genelde karakteri oturmamış kişilerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt; TERAZİ (24 Eylül-22 Ekim) &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Mıy mıy terazi, dır dır terazi, ıyy bu var ya bu bıdı bıdı konuşur. Soğuk nevalenin tekidir. Bunu en çok kendisi sever, sonra annesi, sonra varsa teyzesi&amp;#8230; sonra, sonra bunu kimse çok sevmez. Canınız sıkıldığında en son arayacağınız kişi olmalıdır. Çünkü sizin ufak bir moral bozukluğunuzu dahi depresyona kadar götürür. Kafasını her şeye takar. Gelgit akıllının tekidir. Bir gün size çok yakın davranır, ertesi gün bir bakarsınız suratınıza dahi bakmıyor. Sırlara, gizemli şeylere çok meraklıdır. Müthiş bir dedikodu deposudur. Kim kiminle ne yapmış, bilmem kim nerde ne etmiş, miş de miş miş&amp;#8230; Hemen hemen çoğunu bir yerlerden duyar, görür, bilir. Yapmacık beyinlinin tekidir. Akıllı takılır, takıldığıyla kalır. İnsanı boğan, sıkan bir havası vardır. Başta zor bir ihtimalle de olsa size çekici ve ilginç gelse bile, sonrasında mazoşist değilseniz şayet, kaçacak delik ararsınız. Yemeğe düşkündür. Özentinin tekidir. Çevresi tarafından robot, soğuk ve dengesiz olarak tanınır. Tatminsizdir. Son not olarak, çok fazla dikkate alınacak biri değildir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt; AKREP (23 Ekim-22 Kasım) &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Çevresine genelde ılımlı ve temiz kalpli havası veren akreplerin, insanları dumura uğratmakta üstüne yoktur. Kuşkucu, kıskanç ve iki yüzlünün biridir. Size ne zaman hangi yüzünü göstereceğini de asla kestiremezsiniz. Bazen şefkatli, sıcak, bazen de saldırgan ve soğuk bir buzdolabı gibi olur. Sizin yüzünüze gülüyor olması, asla size karşı iyi niyetler beslediğinin garantisi değildir. O tam bir tiyatrocudur. Hat safhada bencildir. Bu var ya bu, öyle melun bir şeydir ki, Allah bunun şerrinden düşmanımı bile korusun. Kafaya koydu mu yapar bu. Vücut dilini çok iyi kullanır. Yüz mimikleri en çok olan insan tipidir. Her olaya , her şeye bir mazereti vardır. Çok dikkatli ve akillidir. Avına sinsi sinsi yaklaşır. Eğer çevrenizde bir akrep varsa, bence onunla kesinlikle dost olmaya çalışın. Kıskançlığı yüzünden yapmayacağı şey yoktur bunun. Sürekli ilginin kendisinde olmasını ister. İnsani çileden çıkaracak kadar kendine güveni vardır. Burcunun adi gibi akrebin tekidir. Melek yüzlü şeytan lafı sanki bunun için söylenmiştir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;YAY (23 Kasım-22 Aralık) &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br/&gt;&lt;span&gt; &lt;br/&gt; Ah sen var ya sen&amp;#8230; Düzenbazlar düzenbazı, dedikoducu ve bir o kadar geyik insan. Senin adam olman için kafana taş düşmesi veya birinin başına balyozla vurması falan mı lazım? Nedir bu gevezelik. Bu konuşur, konuşur, çenesi de yorulmaz. Beleşe bayılır. Ben yaptım, ben ettim havaları yok mudur bunun, insanın gırtlağına yapışıp boğası gelir. Heyecan manyağıdır bu. Bağımsızlığına en düşkün burçtur. Duruma, ortama göre anında değişirler. Nabza göre şerbet verirler. Buna gazı verdin mi bir daha tutamazsın. Bir şeyi abartmağa bayılır. En ufacık , en basit olayı bile süsleyip öyle anlatırlar size. Dikkat yoksunudur bu yaylar. Allah bunların sevgililerine de sabır versin. Bir insan ancak bu kadar kaprisli olur dedirtir insana. Bardağın hep dolu tarafını görecek kadar, hayattaki olumsuzluklara gözlerini kapatırlar. Sıkılınca kaçarlar. Eğer sonunda bir çıkarları yoksa, mücadele etmeyi pek sevmezler. Bunların burcunun adı yay değil çakal olmalıymış aslında. Bunlar için hayatta kendilerinden daha önemli hiçbir şey yoktur. Biten ilişkilerinin ardından konuşur, kızdığı arkadaşlarının arkasından atar tutarlar. Bu yüzden pek güven vermezler insana. Daha nasıl güven versin ki, sırf heyecan için yaşayan, dedikoducu tip demedik mi? Bir şey biliyoruz da söylüyoruz herhalde.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt; OĞLAK (23 Aralık-20 Ocak) &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; İnatçı keçi seni. Seni gurur budalası, pire için yorgan yakan şapşal seni. Dobralıkla patavatsızlığı bunun kadar karıştıran başkası yoktur şu cihanda. Her an bir siniri krizi geçirmeye müsaittir. Onun için o daha iyi, bu daha kötü gibi bir ayrım genelde yoktur. İki şey arasında kıyas yapamayacak kadar absürt ve gereksiz bir insandır. Bu nedenledir ki, çok mecbur kalmadıkça saçlarınızın yeni şeklini, kıyafetinizde yaptığınız değişikliğin nasıl olduğunu, bu rüküşten veya daha doğrusu bu garip insandan başka birine sorsanız iyi edersiniz. Yani biraz kaz kafalının tekidir. Onun aklı fikri arkadaşlarıdır. Sonra da onlardan yer nanayı , görür Hanya&amp;#8217;yı Konya&amp;#8217;yı. Özel hayatının didiklenmesinden hiç hoşlanmaz. Sanki kimin umurundaysa, bunun kendi gibi sıkıcı kurallarla boğulmuş özel hayatı. Eğer bir filmi onunla birlikte izleme gafletine düştüyseniz şayet, size durup dururken, oyuncunun en son ne söylediğini sorar. Filmin her sahnesinde yorum yapar, o da olmadı absürt bir şey bulur kafanızı karıştırır. Olmadık yerde güler, olmadık yerde soru sorar. Onu sorar, bunu sorar&amp;#8230; Sanki mezar taşına yazdıracak, yıllarca bilmem kimlerin canına tak ettirip öğrendiği onca gereksiz bilgiyi.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt; KOVA (21 Ocak-19 Şubat) &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Görgüsüzün biridir. Yaşantısı boyunca kompleksleriyle hem kendisini hem de çevresindekileri canından bezdirir. Özentidir, ayrıca basmakalıp tipin de biridir. Değişime pek açık olduğu söylenemez. Okul hayatının parmakla gösterilen parlak çocuğu değildir. İş hayatında ise hep kolay işleri tercih eder. Potansiyeli daha fazlasına izin vermez. Olsa da olur, olmasa da olur tipin tekidir. Yemeğe olan düşkünlüğü de ayrı bir mevzudur. Genelde obezler bu burçtan çıkar. Yani yakınınızda bunlardan bir iki tane olması sakıncalı değildir. Genelde sizi kompleksleriyle bunaltır ama onun dışında, diğerlerine göre daha zararsızdır. Yıllar sonra bir anıyı hatırlayıp efkarlanır bu yaylar. Pek nostaljiklerdir. Onu bunu yıllar sonra hatıra olur diye saklamaya bayılırlar. Her ne kadar içlerinden bazıları, ağır abi, hanım ağa gibi bir görüntü çizseler de, hemen hemen hepsi sulu gözlü, duygusal tiplerdir.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;strong&gt; BALIK (20 Şubat-20 Mart)&lt;/strong&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt; Ah sana ne desem bilmiyorum ki. Saf mısın, salak mısın? Yüz yıl yaşasa, olgunlaşacağına daha da bir çocuklaşır bu. Ona kırılır, buna alınır, küser, kızar&amp;#8230;. Ayyyy&amp;#8230; İnsanın bunu düşünürken bile içi daralır. Hayatta zaman zaman önüne çıkan fırsatları bir türlü değerlendiremeyen beceriksizin tekidir. Yaşamı boyunca kolay yoldan para bulmayı hayal eder. Zaten uyumadığı anlarda, çok az istisnai durum dışında genelde hayal kuruyordur. Hep çelişkilerle doludur. Bir de sanki hiç olumsuz huyu yokmuş gibi, bir kuru inadı vardır ki&amp;#8230; Tam bir karın ağrısı, baş belasıdır. Bunun huyuna, suyuna git, sonra canın ne istiyorsa yaptır buna. Ama bana sorarsan kendin yap daha iyi. Tam bir bunalımdır. Bir şeye moralinin bozulması için nefes alıyor olması bile yeterlidir. Ona sorsan hayatta en büyük acıları bu çekmiştir, gelen buna vurmuştur, giden buna vurmuştur. Ah zavallı daha ne yapsındır ki. Bunun bindiği gemi batar, tuttuğu dal kırılır. Anılarla yaşamağa bayılır. Geçmişinden asla sıyrılamaz. Dış görünüşe çok fazla önem verir. Öyle lider olmak gibi bir kaygısı yoktur, kıyıda köşede kendine bir yer bulsun yeter. Onu mutlu etmek neredeyse imkansız gibidir. Herhangi bir şeye bile hemen sevinebilir, ama asla mutlu olmaz. Şahsiyetsiz, karamsar, olsa da olur ama olmasa acaba daha mı iyi olurdu dedirten tuhaf insanın tekidir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/14671285259</link><guid>http://sahinduran.org/post/14671285259</guid><pubDate>Fri, 23 Dec 2011 17:15:00 +0200</pubDate><category>burçlar</category><category>burçların özellikleri</category><category>burçların karakterleri</category><category>burçların olumsuz özellikleri</category><category>gerçek burç karakterleri</category></item><item><title>Bir şey içmeye gidelim mi?</title><description>&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_lwcub5DgNR1qb58l6o1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir şey içmeye gidelim mi?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://sahinduran.org/post/14355972669</link><guid>http://sahinduran.org/post/14355972669</guid><pubDate>Sat, 17 Dec 2011 17:42:41 +0200</pubDate></item></channel></rss>

