Yaşanmışlık acıtır ya insanın canını. Güzel geçen günler. Varoluş amacının değiştiği zamanlar.. Ya yaşanmamışlıklar, yaşanamamışlıklar!.. En az yaşanmışlıklar kadar acıtır. Bir ilişkinin nasıl başladığından çok, nasıl bittiği önemlidir. Rüyalarımızda hiç farkında olmadan bir sahil kasabasındayızdır yada birilerinden kaçıyoruzdur. O anda sorgulamayız ben buraya nasıl geldim, ne zaman geldim. Sadece o an vardır. Rüyada ne gördüğümüzden çok, uyadığımızda rüyamızın nasıl bittiği önemlidir. Yaşamla, rüyaların okadar ortak yönü var ki.. Ansızın bir olayın içinde buluruz kendimizi, nerden, nasıl geldiğimizi sorgulamaksızın.. Kimi zaman bir aşkla, kimi zaman bir ayrılıkla.. Sebeplerin ve sonuçların değiştirilebilir olduğunu umarak. Beklentiler içinde.. Karmaşık haller, rüyalar ve kâbuslar..
Ne diyordum yaşanmışlıklar.. Yada yaşanamamışlıklar.. Bazen seçimlerimiz bizi mutsuz etse bile, sonuçta mutsuz olsak bile, aklımız hep seçemediğimizde kalır..